<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661</id><updated>2012-01-30T08:51:38.230-08:00</updated><category term='medyum'/><title type='text'>Sağlık Haberleri Sağlık Sorunları Sağlık Hakkında Bilgiler Sağlık Merkezi</title><subtitle type='html'>Sağlık Merkezi Tr Sağlık Merkezi Sağlık Haberleri Sağlık Bilgileri</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>14</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-7999688837971735394</id><published>2012-01-30T08:51:00.001-08:00</published><updated>2012-01-30T08:51:38.237-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyum'/><title type='text'>medyumlar</title><content type='html'>Medyum Oğuz Hoca Türkiye'de ve dünyada manevi sorunu sıkıntısı bulunan tüm herkese yardım etmiştir. Medyum Oğuz yaptığı medyum çalışmaları sayesinde manevi sorunları bulunan vatandaşlara dünyanın neresinde olursa olsun kargo ile ulaştırarak dertlerine derman bulmuştur. Yaptığı çalışmalarla gündemden hiç düşmeyen Medyum Oğuz Hoca resmi ruhsatlı &lt;a href="http://www.medyum.gen.tr" title="medyumlar" target="_blank"&gt;medyumlar&lt;/a&gt; içerisinde de ruhsatlı medyum olarak hizmet etmektedir. Medyum Oğuz Hoca hakkında yapılan yorumlar da güvenilir &lt;a href="http://www.medyum.gen.tr" title="medyum" target="_blank"&gt;medyum&lt;/a&gt; ve en iyi medyum olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Türkiye'de medyum hoca denilince ilk akla gelen fenomen haline gelmiş Medyum Oğuz Hoca sizlerin medyumu ve manevi danışmanıdır. Her türlü büyü çözümü, büyü bozumu, cin musallatı, kısmet açma, sınav kazanma vefkleri ve aşk bağlama çalışmalarının uzman medyum hocasıdır. Medyum Oğuz Hoca havas ilmi ile yaptığı vefkleri, bakır levha büyüsü, acı biber büyüsü ve bakır levha büyüsü çalışmalarını kendi internet sitelerinde yayınlamaktadır. &lt;a href="http://www.mymedyum.com" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt; Oğuz Hoca yaptığı vefk çalışmalarında kesinlikle fotokopi kullanmadan sadece safran ve miski amber kalemiyle yazan tek medyum dur. Ayrıca safran ve miski amber kullanarak çalışma yapan tek &lt;a href="http://www.medyum.be" title="medyum" target="_blank"&gt;medyum&lt;/a&gt; hoca Medyum Oğuz Hoca her zaman bir telefon kadar yakınızdadır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-7999688837971735394?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/7999688837971735394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=7999688837971735394' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7999688837971735394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7999688837971735394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2012/01/medyumlar.html' title='medyumlar'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-4601765924666684703</id><published>2008-08-20T11:09:00.001-07:00</published><updated>2008-08-20T11:09:32.582-07:00</updated><title type='text'>Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz</title><content type='html'>&lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Güney Kaliforniya Üniversitesi doktorlarından ve mucidi olduğu Revivogen adlı losyonla birçok Hollywood yıldızının saç dökülmesi sorununa çare bulan ünlü dermatolog Dr. Alex Khadavi, saç dökülmesinin %95’inin genetik olduğunu belirtti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Özel Bir Teknolojiyle Saç Köklerine İnmeyi Başardılar&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Genetik kaynaklı saç dökülmeleri için özel olarak Revivogen saç bakım losyonunu ürettiklerini belirten Khadavi ve ekibi, piyasada çare olarak sunulan ve her yıl milyonlarca dolar akıtılan birçok ürünün saç diplerine inmede başarısız oldukları için soruna çare olamadığını belirtiyor.  Kullandıkları özel lipozomal teknolojisi sayesinde Revivogen’i saç köküne kadar ulaştırmayı başardıklarını belirten Khadavi, “böylece saçı tekrar uzaması için uyarıyoruz” diye konuştu. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yaptıkları araştırmalarda saç dökülmesini durdurduklarını ve saç miktarını %88’e varan oranlarda artırmayı başardıklarını da belirten ünlü dermatolog, kullandıkları yöntemin dünyada saç dökülmesi problemi yaşayan yüz binlerce insanın umudu olduğunu belirtiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Dengesiz Beslenme Saç Dökülmesine Yol Açmıyor&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Stres, yetersiz beslenme ve mevsimsel değişimlerin saç dökülmesine neden olmadığını da belirten Dr. Khadavi, “Dengesiz beslenme saç dökülmesine yol açsaydı sokakta yaşamak zorunda kalan evsizlerin öncelikle saçlarının dökülmesi gerekirdi. Hâlbuki hepsinin çok uzun ve gür saçları var” dedi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz;&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hollywood starlarının doktoru olarak da bilinen Dr. Khadavi, halk arasında saç dökülmesi ile ilgili yanlış bilinenlere de açıklık getirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 102, 255);font-family:Arial;" &gt;- Jöle kullanmak saç dökmüyor. Sadece saçın yıpranmasına neden oluyor.&lt;br /&gt;- Mevsimsel saç dökülmesi diye bir şey yok.&lt;br /&gt;- Yetersiz beslenme kel almaya neden olmuyor.&lt;br /&gt;- Şapka kullanmanın saç dökülmesi ile ilgili hiçbir ilgisi yok&lt;br /&gt;- Saç dökülmesinin neden %95 oranında genetik. Bu gen babadan olduğu kadar anneden de çocuğa geçebiliyor.&lt;br /&gt;- Saç dökülmesi %5 oranında kullanılan ağır ilaçlara, yaşanılan çok ağır depresyonlara bağlı. Bu tür saç dökülmesinde de saç tekrar çıkabiliyor.  &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-4601765924666684703?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/4601765924666684703/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=4601765924666684703' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4601765924666684703'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4601765924666684703'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/08/sa-dklmesi-ile-ilgili-yanl.html' title='Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-3180498660078550263</id><published>2008-08-20T11:08:00.000-07:00</published><updated>2008-08-20T11:09:17.701-07:00</updated><title type='text'>Islak Mayo İle Oturmayın</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(0, 153, 0);font-family:Arial;" &gt;&lt;p&gt;Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Turgut, ıslak mayoyla vakit geçirilmesi durumunda, özellikle kadın ve çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu meydana gelebildiğini bildirdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Prof. Dr. Turgut, sıcak havalarda serinlemek ve yüzmek arzusuyla akın edilen havuzların bulaşıcı hastalıklar açısından tehlikeli olabildiğini belirterek, "Su sirkülasyonu iyi olmayan ve iyi dezenfekte edilmeyen havuzlara girilmesi sonucu hepatit A ve E, giardia, criptosporidium, leptospira, koli basili, paratifo, tifo ve dizanteri gibi ateşli ishal yapan mikroplarla karşılaşılabilmektedir. Cilt enfeksiyonları, göz ve mantar hastalıkları da havuzdan bulaşanlar arasındadır" dedi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Islak mayoların da tehlikeli olabildiğini ifade eden Turgut, "Islak mayoyla vakit geçirilmesi sonrası özelliklerle kadınlarda ve çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu daha fazla gelişebilmektedir" diye konuştu.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Havuzda suyun asit oranına göre yeterli klor olması halinde bakterilerin diğer insanlara bulaşmadan öldüğünü aktaran Turgut, "Havuzlarda özellikle küçük çocuklar ve duyarsız kişiler sebebiyle dışkı ve idrar yoluyla aşırı kirlilik oluştuysa, klor da yeterli olmayacağı için boşaltılıp içinin iyice temizlenmesi gerekmektedir. Bu tehlikelere karşı, havuza gireceklerin dikkat etmesi gereken tutum ve davranışlar vardır. Öncelikle şahsi bakımlarını iyi yapmaları, havuz suyunun klor konsantrasyonu ve asit (Ph) değerinin günlük ölçümünü sormaları ve uygun ölçülerde, kontrollü havuzlara girmeleri, girerken kurallara uyarak diğer kişileri de düşünerek sorumlu davranmaları önerilmektedir" şeklinde konuştu.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-3180498660078550263?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/3180498660078550263/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=3180498660078550263' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/3180498660078550263'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/3180498660078550263'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/08/islak-maya-ile-oturmayn.html' title='Islak Mayo İle Oturmayın'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-6358753054642665748</id><published>2008-08-20T11:03:00.000-07:00</published><updated>2008-08-20T11:07:48.777-07:00</updated><title type='text'>İlaçları Meyve Suyuyla İçmek Cok Tehlikelidir</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Greyfurt, elma ve portakal suyunun bazı ilaçların etkisini azaltabildiği, bu nedenle tehlikeli sonuçlar doğurabileceği bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Kanadalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, portakal, greyfurt ve elma suyu ile içilen kanser, kalp damar, yüksek tansiyon ilaçları ile bazı antibiyotiklerin etkisinin büyük oranda azalabileceğini gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Kanada'nın Western Ontario Üniversitesi'nden David Bailey ve ekibi, önce meyve sularının etkilerini alerji ilacı kullanan sağlıklı bir grup üzerinde araştırdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Katılımcıların bazıları feksofenadin ilacını suyla diğerleriyse greyfurt suyu ile aldı. Greyfurt suyu ile alınan ilaç yarı dozda, suyla alınan ilaçsa tamamen vücut tarafından emildi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Yapılan klinik deney greyfurtta bulunan narinjin maddesinin bu ilaçların vücut tarafından emilmesini engellediğini, ayrıca greyfurt suyunun kolesterol ilaçları gibi ilaçların emilmesini sağlayan CYP3A4 enzimini engelleyerek etkiyi azalttığını ve hatta ilacı zehirli hale getirebileceğini gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Araştırmacılar, kanser, kalp-damar hastalıkları, enfeksiyonlar ve organ naklinin ardından vücudun organı reddetmemesi için alınan ilaçlarla bu meyve sularının içilmemesi gerektiğini vurguladılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Bailey'nin yaklaşık 20 sene önce yaptığı araştırma, greyfurt suyu içmenin ya da meyvenin kendisini yemenin yüksek tansiyon ilacı felodipinin yan etkilerini tehlikeli biçimde artırabileceğini ortaya koymuştu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Başka araştırmalar da yaklaşık 50 ilacın greyfurtla alındığında benzer sonuçlar doğurabileceğini göstermişti. Bugün bu 50 kadar ilacın üzerinde greyfurtun tehlikeli etkisine karşı uyarı bulunuyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt; Klinik deneyin sonuçları, "Amerikan Kimya Derneği"nin Philadelphia'daki konferansında sunuldu.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-6358753054642665748?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/6358753054642665748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=6358753054642665748' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6358753054642665748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6358753054642665748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/08/ilalar-meyve-suyuyla-imek-cok.html' title='İlaçları Meyve Suyuyla İçmek Cok Tehlikelidir'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-5235641789149052434</id><published>2008-05-03T03:38:00.001-07:00</published><updated>2008-08-20T11:10:48.052-07:00</updated><title type='text'>Dost Sitelerimiz</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.medyumismail.net/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.medyumismail.com/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.ismalihoca.com/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://medyum.siteleri.tv/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://medyumlar.siteleri.tv/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://medyumismail.blogspot.com/" title="Medyum" target="_blank"&gt;Medyum&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-5235641789149052434?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/5235641789149052434/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=5235641789149052434' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/5235641789149052434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/5235641789149052434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/05/komik.html' title='Dost Sitelerimiz'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-7308369765426772293</id><published>2008-04-12T06:49:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T06:49:29.240-07:00</updated><title type='text'>Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı?</title><content type='html'>&lt;p&gt;Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir.  Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur.  Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında  teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir  bir hastalıktan dolayı kişilerin yaşamının sınırlanmaması, verim ve  performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi için  hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en  doğrusudur.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık  mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına  alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi  ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Tedavi ile  astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle çocuklukta  şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda  tamamen iyileşebilmektedir. Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile  birlikte yaşamakta; kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda  önemli bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde bir süre sonra  daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar. Nasıl ki yüksek  tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça  tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl  yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu soruya herkes için  geçerli bir cevap vermek mümkün değildir. Tedaviyle hastalık kontrol altına  alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş, basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen  tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa  tedaviye tekrar başlanmalıdır. Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç  kullanmak gerekebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım Nasıl Tedavi Edilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Astım, hasta hekim ve hasta  yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir.  Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık  tedavi edilemez. Tedavi uzun sürelidir. Hasta hekimine güven duymalı,  tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı, düzenli  olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca  ulaşabilmelidir. Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması  gereklidir. Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir.  Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini, ev ve  işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını,  önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara hangi  dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç  vardır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl  Sağlanır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta  eğitimi sadece hastalık hakkında bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın  hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi, beceri ve cesarete  sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış  olmaz. Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir  olaydır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Astım nasıl  bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir? Kriz  anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar  süreyle kullanması gerekecektir? Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman  hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır? Pefmetreyi nasıl  kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi? Tüm bu  konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır.  Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri  önleyebileceği ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel  amaçlarından vazgeçmemesi gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Her ne  kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç  bundan ibaret değildir. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı  tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını  normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen bir tedavi hastaya  fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta  kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır, doğru tedaviye başlamak için  zaman kaybetmiş olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu sorunuza  ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için  hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi  gerekebilir. Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve  kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir. Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin  için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-7308369765426772293?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/7308369765426772293/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=7308369765426772293' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7308369765426772293'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7308369765426772293'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/erken-tehisin-astm-iin-bir-nemi-var-m.html' title='Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı?'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-6280088149288475767</id><published>2008-04-12T06:48:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T06:48:44.712-07:00</updated><title type='text'>Astımlı Komşumun Veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir Miyim?</title><content type='html'>&lt;p&gt;Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar  gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın  ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı  olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Kaç Türlü Astım Vardır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Astımlı hastalar hafif-gelip  geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her bir  grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması,  meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi  yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sprey türü  ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefes  yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha az miktarda  ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların  istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür. Çünkü, sprey şeklinde kullanılan  ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada  gösterir iken; ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp  her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da (kalp, böbrek  vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra  dakikalar içerisinde hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen  ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sprey İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu  Doğrumudur?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu  ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon  şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu  ilaçların bağımlılık anlamında alışkanlık yapması söz konusu değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sprey İlaçlar Güvenli midirler?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Tüm dünyada uzun  yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır. Bebek, çocuk ve  yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan  etkilerine daha duyarlı kişilerde -yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih  edilmesi gereken formlardır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki  İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Nefes alma  sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç  uygulama formu vardır. Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve  nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık, birbirlerinden  bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey  ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları  yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere  rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih  edilirler.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-6280088149288475767?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/6280088149288475767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=6280088149288475767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6280088149288475767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6280088149288475767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/astml-komumun-veya-kardeimin-ilalarn.html' title='Astımlı Komşumun Veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir Miyim?'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-7598878760197769561</id><published>2008-04-12T06:47:00.002-07:00</published><updated>2008-04-12T06:48:15.868-07:00</updated><title type='text'>Sprey İlaçları Kullanmakta Zorluk Çekiyorum,Bunu Nasıl Aşabilirim?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bu eğitimle aşılabilir. Hekiminizin size bu ilaçların nasıl kullanıldığını bizzat anlatması, göstermesi ve size uygulatarak gözetleyip yanlışlarınızı düzeltmesi gereklidir. Sprey ilaç öncelikle çalkalanmalı, kapağı çıkarılıp oturur durumda veya ayakta iken baş bir miktar geriye doğru kaldırılmalı ve nefes verilip akciğerlerimiz boşaltıldıktan sonra ağızlık kısmı aşağıda tüp yukarıda olacak şekilde dudaklar ağızlık kısmının çevresini boşluk kalmayacak şekilde kavramalı ve tüp içinden derin, güçlü ve uzun süreli bir nefes alınmaya başlanmalıdır. Burada önemli olan nefes almaya başlar başlamaz gecikmeden ilacın serbestleştirilmesidir. Nefes alma süresinin sonuna doğru veya nefes verme sırasında yada henüz nefes alınmaya başlamadan önce ilacın serbestleştirilmesi etkisiz bir kullanım şeklidir. İlacın ağızlıktan püskürüp boğaz ve ağız duvarına çarpması sırasında nefes alma eylemi duraklatılmamalıdır. Derin nefes almanın sonucunda alınan ilaçlı hava içeride bir süre (10 sn) tutulmalı ve nefes hemen geriye verilmemelidir. Nefesi geriye verirken ateşe üfler, ıslık çalar gibi veya burundan zorlayarak vermek etkinliği artırmaktadır. Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon bir miktar beceri gerektirir. 7 yaşından itibaren çocukların bu işlemi yapabildiği gözlenmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bir Türlü Becerip Sprey İlaçları Alamıyorum Ne Yapmalıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Nefes alma ile ilacı serbestleştirme arasında zamanlama ve koordinasyon gereğini ortadan kaldıran yardımcı spaser cihazlar (hazneler) geliştirilmiştir. Bunlar hem kullanımı kolaylaştırırlar, hem ilacın akciğerlere ulaşan etkin dozunu artırırlar, hem de yan etkileri azaltırlar. Bilhassa yüksek doz sprey türü ilaç kullanılacaksa bu yardımcı cihazların kullanılması çok daha yararlıdır. Kuru toz inhalatör ilaç formları da bu tür sprey ilaçları kullanamayan hastalar için iyi bir alternatif olabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Nebulizör Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Nebülizör sıvı haldeki ilacı buhar haline getirip bir maske veya ağızlık yardımıyla hastanın normal soluk alıp vermesi sırasında ilacın solunum yollarına ulaşmasını sağlayan elektrikli küçük cihazlardır. Bilhassa ağır kriz halinde, bebek veya küçük çocuk, yaşlı, ajite, bilinci kapalı hastalarda bile kullanılabilirler. Cihazın çalıştırılıp maskenin yüze geçirilmesi yeterlidir. Ayrıca ilacı almak için herhangi bir harekete gerek yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Nebülizör veya Spaserleri Sigorta Emekli Sandığı ve Kurumlar Karşılıyor mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Eğer uzman hekim hastanın tedavisi için bu cihazların kullanımını gerekli görüyorsa bir rapor ile hasta, bunları söz konusu kurumlardan ücretsiz elde edebilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Astım Tedavisinde Kortizonlu İlaçlar Kullanılıyormuş, Bunların Zararı Yok mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kortizon korkusu toplumda yaygındır. Kortikosteroidler bugünkü tıpta en çok kullanılan, çok etkili ve faydalı ilaçlardır. Uygun endikasyon, doz, zamanlama ve hekim kontrolü altında kullanıldıklarında istenmeyen yan etkiler pek görülmez. Özellikle astımlılarda kortizonlu ilaçlar sprey veya toz halinde solunum yoluyla verildiklerinde bu tür istenmeyen zararlı etkiler hemen hiç görülmez ve çok güvenlidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kortizonsuz Astım Tedavisi Mümkün Değil midir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Astım havayollarının mikrobik olmayan süreğen iltihabıyla karakterize bir hastalıktır. Tedavide temel yaklaşım bu iltihabın baskılanmasıdır. Kortizon bu yönde en etkili ilaçların başında gelmektedir. Kortizon dışı ilaçların etkileri ise kortizona kıyasla çok daha zayıftır. Ancak hafif astımlılarda veya ağır olgularda kortizonla birlikte kullanılabilirler. Bugünkü tedavi biçimine göre orta ve ağır astımlıların tedavisinde kortizon kullanılması mutlaka gereklidir. Aksi taktirde hastalık kontrol altına alınamaz ve hasta riske atılmış olur. Şunu yine vurgulamak gerekir ki sprey yada toz formunda verilen kortizon türü ilaçların korkulacak yan etkileri hemen hiç yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Ağızdan Alınan Hap Türü İlaçlarla Astım Tedavi Edilemez mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hafif astım, efor astması, polen astması gibi çoğu hasta, ülkemizde de son yıllarda kullanıma giren lökotrien antagonistleri grubu ilaçlarla (Singulair ve Accolate) tamamen kontrol edilebilmektedir. Özellikle çocuklarda kullanılabilir olması nedeniyle Singulair, sprey tipi ilaçları kullanamayan popülasyonda kullanım avantajı ve hasta uyumunu artırıcı bir üstünlüğe sahiptir. Ancak orta ve ağır astmalıların tedavisinde bu ilaçlar tek başlarına yeterli olmazlar, ancak gerek olduğunda diğer ilaçlarla birlikte kullanılabilirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kortizonlu İğnelerin Tedavideki Yeri Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Kenakort, Diprospan gibi kortizon içeren iğneler veya Prednol, Deltakortil gibi ilaçlar astımlı hastalar tarafından en çok suiistimal edilen ilaçlardır. Bunlara bağlı olarak, şişmanlama, kemik erimesi, hipertansiyon, kalp yetmezliği, hormon bozuklukları gibi bir çok yan etkiler görülebilmekte, ayrıca kortizona bağımlılık oluşabilmektedir. Bu tür ilaçların astımlı hastalarca -kriz sırasında hekim kontrolünde verilmesi hariç- kullanılmaları doğru değildir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Astım İlaçlarının Yan Etkileri Nelerdir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Günümüzde astımın doğru tedavisi için hekim kontrolünde kullanılan ilaçlara bağlı olarak önemli yan etkiler pek görülmez. Ancak nadir olarak çarpıntı, titreme, kas krampları, seste boğuklaşma, idrar yapmada güçlük, mide şikayetleri ve allerjik reaksiyonlar gibi sorunlara rastlanabilir. Sprey tipi ilaçlar kullanıldıktan sonra bol su ile ağız çalkalanıp boğaz gargarası yapılarak tükürülmesi önerilir. Kalp hastalığı, tansiyon yüksekliği, karaciğer hastalığı gibi başka hastalıklar varsa ve bunlar için de hasta ilaç kullanıyorsa astım ilaçlarıyla etkileşme olup olmayacağı yönünden hekimine danışmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Aşı Tedavisinin Astımdaki Yeri Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Halk arasında aşı tedavisi olarak bilinen immünoterapi asıl olarak arı sokmalarına ve yılan zehirlenmesine karşı etkin bir tedavi biçimidir. Tüm dünyada standart astım tedavisi protokolleri arasında yer almaz. Çok özel koşullarda standart tedaviye cevap alınamayan hastalarda denenebilir. Aşı tedavisi:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;5 yaşından küçüklere ve 40 yaşından büyüklere uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Orta ve ağır astımlılara uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sadece deri testleri ile değil aynı zamanda kanda özel Ig E tipi antikor tayini ile antijen duyarlılığı saptanmayanlara uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;İki allerjenden daha fazlasına karşı duyarlılık olduğunda uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Hastanın duyarlı olduğu antijeden kaçınması mümkün olduğunda uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Standart tedavi maksimum olarak denenip başarısız olduğu gösterilmeden uygulanmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Fakat orta ve ağır astımlılarda kullanılmaması gerektiğinden, hafif astımlılarda ise standart tedavi hemen her zaman başarılı olduğundan pratikte astım tedavisinde aşının yeri yoktur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Aşı Tedavisinin Herhangi Bir Zararı Var mıdır?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Evet. Bu tedavi her yerde her hekim tarafından uygulanamaz. Hele muayenehanelerde asla uygulanmamalıdır. Ancak yukarıda sıralanan koşullara uyan çok az sayıda hastaya, asıl tedaviler uygulandıktan sonra, bütün riskler göz önüne alınarak, uzmanı doktor denetiminde ve acil durumda hastayı yaşama geri döndürmeye yönelik müdahalenin yapılabileceği her türlü donanım ve ekipmana sahip, hastanın suni solunum cihazına bağlanabileceği tam teşekküllü bir hastanede denenebilir. Çünkü bu tedavi sırasında allerjik reaksiyonlar ve astım krizi gelişip ölümcül olabilir. Bu nedenle ve etkinliğinin çok az olması dolayısıyla, insan sağlığına gereken önemin verildiği gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir çoğunda astımlılara aşı yapılmaz ve bu bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmeyip yasaklanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Aşı Tedavisinin Ülkemizde Bu Kadar Yaygın Olarak Kullanılmasının Sebebi Nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Standart astım tedavi protokollerinde yeri olmadığı, gelişmiş Avrupa ülkelerinin bir çoğunda yasaklandığı, etkinliğinin çok zayıf olduğu, etki mekanizmasının bile bilinmediği ve ölümle sonuçlanan ciddi yan etkilerinin varlığına rağmen ülkemizde ehliyetsiz ellerde, uygunsuz koşullarda, standardize edilmemiş, üzerinde hiçbir isim, marka, doz vs yazmayan, kimin tarafından nerede hazırlandığı ve ne içerdiği belli olmayan solüsyonların aşı adı altında hastalara uygulanmasının tek nedeni maalesef suiistimale açık olmasıdır. Yıllarca bir ümit uğruna aşı olmaya devam eden hastalar vardır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-7598878760197769561?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/7598878760197769561/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=7598878760197769561' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7598878760197769561'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/7598878760197769561'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/sprey-ilalar-kullanmakta-zorluk.html' title='Sprey İlaçları Kullanmakta Zorluk Çekiyorum,Bunu Nasıl Aşabilirim?'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-5246393474244242031</id><published>2008-04-12T06:47:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T06:47:46.045-07:00</updated><title type='text'>AŞI</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astımlıların Krize Girmesi Normal midir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Astı Kriz,  astımın kontrol altında olmadığını gösterir. Eğer hasta tedavi almıyorsa tedavi  edilmelidir. Tedavi altında ise almakta olduğu tedavi yetersiz olabilir.  Tedavisi gözden geçirilmeli yeniden düzenlenmelidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Tedavi Edilmekte Olan Astımlı Hastanın Hiç Şikayeti Olmaz  mı?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uygun şekilde tedavi edilmekte olan astımlı hastanın da zaman  zaman bilhassa tetik faktörle karşılaştığında yakınmaları olabilir. Ancak,  hastanın şikayetinin olması ile kriz geçirmesi aynı şey değildir. Şikayetleri  devam ediyor, ilk müdahaleden etkilenmiyor veya kısa süre sonra tekrarlıyorsa  krizden bahsedilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım Krizine Girmemek İçin Ne Yapmalıyım?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki  krizlerinizi başlatan tetik faktörleri biliyorsanız (sigara dumanı, efor,  deterjan dumanı, vernik kokusu, aspirin alımı vb gibi) onlardan uzak  kalmalısınız. Size verilen tedaviyi, şikayetim yok diyerek kendi başınıza  kesmemeli veya aksatmamalısınız. Grip vb solunumsal enfeksiyonlardan kendinizi  korumalısınız. Her yıl eylül-kasım ayları arasında bir doz grip aşısı  yaptırmanızda yarar var.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Krize Girdiğimde Ne  Yapmalıyım?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Ventolin, salbulin yada Bricanyl adıyla ülkemizde  bulunan sprey veya toz formundaki ilaçları tüm astımlılar daima yanında  bulundurmalı ve yakınmaları ortaya çıktığında bu ilaçlardan kullanmalıdırlar.  Önerilen: ilk bir saat içinde 20 dk ara ile 2-4 puff bu ilaçlardan solunum  yoluyla alınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Kriz Başladığında Hekime Ne Zaman  Başvurmalıyım?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Eğer ventolin, salbulin veya bricanyl aldıktan sonra  yakınmalarınız ortadan kalkar ve bir daha tekrarlamaz ise 24-48 saat süreyle her  4-6 saatte bir ventolin veya bricanyl sprey veya tozu düzenli olarak ikişer puff  almaya devam etmelisiniz. Bu arada doktorunuzu arayıp önceden beri almakta  olduğunuz tedaviye rağmen bir atak geçirdiğinizi anlatıp tedavide bir değişiklik  yapmak gerekip gerekmediğini ona danışmalısınız. Ancak şikayetleriniz  başladıktan sonra ventolin veya bricanyl’i yukarıda önerilen şekilde aldığınız  halde şikayetleriniz düzelmez ise veya düzelmeyi takiben kısa süre sonra yine  tekrarlarsa hekime veya hastaneye başvurmalısınız.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım Krizinin Ağır veya Ölümcül Olma Olasılığını Gösteren Kriterler  Nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Şikayetlerin çok şiddetli olması, uzun sürmesi, hastada  morarma olması, nabız sayısının dakikada 120’den fazla olması ve nabzın  düzensizleşmesi, tansiyonun düşmesi (Büyük 90, küçük 60 mmHg’dan düşük  ölçülmesi), hastanın nefes darlığı nedeniyle konuşurken cümleleri tamamlayamayıp  kelimeler arasında soluk alıp vermek zorunda kalması, ancak oturur vaziyette  nefes alıp yatar vaziyete geçtiğinde tıkanması gibi belirtiler krizin ağır  olduğunu gösteriri ve hekim desteğine gereksinim var demektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Damardan Aminokardol Ampul Yaptırmanın Sakıncası Var  mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Hastalar arasında sık görülen bu uygulama maalesef  tehlikelidir. Bu ilaç damardan hızlı olarak verildiğinde tansiyon düşmesine,  kalpte ritim bozukluğuna ve ani ölümlere yol açabilir. Üstelik astım krizinde  ilk tercih edilmesi gereken yada en etkin olan tedavi biçimi değildir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Astım Hastasıyım, Spor Yapabilir miyim?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Evet. Efor  astması, astmalıların çoğunda var olmasına karşılık düzenli tedavi gören  astımlılar spor yapabilirler. Dünya olimpiyatlarında yarışmış ve derece almış  çok sayıda astımlı vardır. Astım ilaçları doping olarak kabul edilmez ve spor  öncesi, efor öncesi alınabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Ağır Efor Öncesi Astımlılara Hangi İlaçları Tavsiye  Edersiniz?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Efordan 10-15 dk önce ventolin, bricanyl veya tilade,  intal gibi sprey ilaçları usulüne uygun olarak alınması çoğu zaman bir sorun  ortaya çıkmaması için yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Astımlılar İçin Özellikle  Tavsiye Edilen Bir Spor Türü Var mıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yüzme sporunun astımlılar  tarafından çok daha iyi tolere edildiği bildirilmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-5246393474244242031?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/5246393474244242031/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=5246393474244242031' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/5246393474244242031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/5246393474244242031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/ai.html' title='AŞI'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-6128970613625148269</id><published>2008-04-12T06:46:00.002-07:00</published><updated>2008-04-12T06:47:16.707-07:00</updated><title type='text'>Kulakçıklar Arası Delik Küçükse Ne Olur?Bunlar Tehlikesizmidir?</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Tabii ki geniş deliklerden daha aza tehlikelidirler. Fakat hem büyük hem de  küçük tipte deliklerde oluşabilen diğer bir tehlikeli durum da “paradoks emboli  (ters pıhtı atması)” denen durumdur. Ters pıhtı atması nedir? Toplardamar  sisteminde kan akımı genelde yavaştır, ve burada küçük pıhtı kalıntıları  oluşabilmektedir. Sağ kulakçık ve sağ karıncık esasında toplardamar sisteminin  bir parçasıdır. Sol karıncık ve kulakçık ise atardamar sisteminin bir parçası.  Atardamar ve toplardamar sistemleri direkt olarak birbiri ile ilişkili değildir  arada akciğerler vardır. Normalde toplardamar sisteminde oluşan pıhtı atardamar  sistemine geçemez akciğerlerde takılır ve oradaki damarları tıkar. Pıhtı  oluşabilmesi için bir bölgede dolaşımın dinamik hareket yapısının bozulması  gerekir, akımdaki yavaşlama da bu duruma yol açar. Toplardamar sisteminde  oluşacak pıhtılar normal insanda akciğerlere giderek burada filtre edilirler.  Halbuki bu hastalıkta kulakçıklar arasındaki delikten geçerek sol kuakçığa  gelirler( atardamar sistemi) ve buradan da sol karıncığın pompalaması ile hayati  organlara en önemlisi de beyne gidip oradaki atardamarları tıkayabilirler. Bu  durumda beyin dolaşımı bozulunca beyinde bazı bölgeler zarar görebilir hatta  ölebilir. Sonuçta da geçici ya da kalıcı olabilecek felçler olabileceği gibi  hastanın bitkisel hayata girmesine ya da ölümüne dahi yol açabilirler.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Kalpteki diğer deliklerle birlikte Kulakçıklar Arası Delik de  olabilir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bazı tip ASD’ler kalpde bazı diğer daha önemli  anomalilerle birlikte bulunabilirler. Mesela akciğerlerden kanı kalbe getiren  damarlar (pulmoner venler) normalde sol kulakcığa dökülürler ki, temiz oksijenle  doymuş kanı kalbe getirip vücuda dağıtılmasına katkıda bulunurlar. Bu hastalıkla  beraber akciğerden gelen toplardamarlar solyerine sağ kulakcığa bağlanabilirler  (anormal olarak). Bu duruma kısaca anormal akciğer toplardamarı dökülmesi  (anormal pulmoner venöz dönüş) denir. Vaya diğer bir hastalık da  kulakçıklararası delikle birlikte, sol kulakçıkla sol karıncık arasındaki  kapakta delik bulunmasıdır. Bu durum da nadir bulunan doğuştan bir anormallik  olarak karşımıza çıkabilmektedir. Ya da kulakçıklararası delikle birlikte bir de  karıncıklararasında bir deliğin bulnması durumudur ki, bu durum daha tehlikeli  bir durumdur. Bunlara ilave olarak dah da nadir gözlenmekte olan doğumsal kalp  arızalarında kulakçıklararası delik eşlik edebilmektedir. Bu tip durumlarda bu  delik kalpte yaşamla bağdaşmayan bazı durumların tabiat tarafından düzeltilerek  yaşamın idame ettirilmesine yardımcı olmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Tedavi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Cerrahi tamir komplikasyonların daha geç görülmesi  nedeniyle ilkokul çağına dek uzatılabilir. Defekt primer veya bir yama ile  kapatılır. Kateterizasyon ile semsiye biçiminde yama ile kapatılması da  mümkündür&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Kulakçıklararası Delik kapatılmalımıdır? (Ameliyat  gereklimidir?)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çoğu doktor buna evet der. Son yıllarda bazı  kardiyologlar bu deliğin kapatılmasının gerğini tartışmaya açmaktadırlar fakat  genel kabul gören bir düşünce değildir. Deliğin tipi-büyüklüğü-ilave kalp  anormalliklerinin bulunup bulunmayışı operasyonun gerekliğinin ya da  zamanlamasının belirlenmesinde karar verdirecek unsurlardır. Söyleyebileceğim  son söz eğer bende bir kulakçıklararası delik olsaydı ameliyat olmayı  seçerdim.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Kulakçıklararası delik ne zaman kapatılmalıdır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Birçok  ASD’li çocukta hiçbir şikayet ve bulgu olmadığı için genellikle okul çağında  genel tarama testleri ve doktor muayenesi ile teşhis edilirler. Bazıları ise  daha geç teşhis edilirler. Ameliyat için bir aciliyet yoktur aslında ama yine de  en uygun zamanda küçük de olsa var olan ters kan pıhtısı atması olayından uzak  durmak için ameliyatla deliğin kapatılması uygundur. Eğer ilave kalp  anormallikleri ile birlikte bu delik varsa o zaman tedavi protokolu daha acil ve  daha öncelikli hale gelmektedir. (Örneğin; akciğer toplardamarlarında döüş  anormalliği,karıncıklararası deliğin olaya iştirak etmesi, kapak anormalliği ya  da bazı ilave seyrek kalp anormallikleri.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Kulakçıklararası delik nasıl tamir edilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;ASD’nin  kapatılması tedavisi günümüzde hala tartışmalıdır. Çoğu doktorlar tarafından  kapatılmaktadır. Geleneksel olarak açık kalp cerrahisi adı verilen ameliyat  şekli ile kapatılır. Kalp akciğer makinesi denilen cihaz kullanılarak delik  direkt olarak dikilerek ya da deliğin tipine göre uygun bir yama kullanılarak  onarılır. Kullanılan yama hastanın kendi kalp dışı zarı (direkt olarak veya  Gluteraldehit denilen bir kimyasal madde ile muamele edildikten sonra)  olabildiği gibi sentetik maddelerden üretilmiş yamalarla (ePTFE-extended Poli  Tetra Flor Etilen, veya Dakron) olabilmektedir. İlave kalp anormallikleri varsa  bunlar da usulüne uygun olarak tüm dünyaca kabul edilmiş cerrahi yöntemlerle  düzeltilirler.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Bu ameliyat hastanın göğsünün ortasındaki kaburgaları birleştiren iman  tahtası kemiği (sternum) kesilerek yapılmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Yeni cerrahi yöntemler nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda cerrahi  metodlarda gelişmeler olduğu gibi bazı ameliyat dışı yöntemler de  geliştirilmiştir. Hasta uyutulmadan ve kesilmeden ameliyatsız özel kateter denen  araçlarkla delik kapatılabildiği gibi ameliyat teknikleri de ilerlemiştir. (Bkz.  Minimal invaziv cerrahi)&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Cerrahi sonrası görülen sorunlar nelerdir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Kalp  ameliyatlarının içerisinde en güvenlisi olarak bilinmektedir. Fakat yine de her  ameliyat sonrası olabilecek sorunlarla karşılaşılabilmektedir (Yara infeksiyonu  gibi). Bu ameliyatta ölüm riski tüm dünyada %1 den daha azdır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Gelecekte neler olacak?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bu ameliyat tüm kalp ameliyatları  içerisinde tedavi sonrası kalbi normale en çok yaklaştıran ameliyattır. Hastalar  yaşamlarının geri kalanını hiç sorunsuz mükemmel sürdürebilmektedirler. Ameliyat  sonrası hiç ilaç kullanmaya gerek yoktur. Hastaların fizik kapasiteleri tamamen  normale döner.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-6128970613625148269?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/6128970613625148269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=6128970613625148269' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6128970613625148269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/6128970613625148269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/kulakklar-aras-delik-kkse-ne-olurbunlar.html' title='Kulakçıklar Arası Delik Küçükse Ne Olur?Bunlar Tehlikesizmidir?'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-8467342143495048111</id><published>2008-04-12T06:46:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T06:46:38.797-07:00</updated><title type='text'>Sağlık Danışmanı</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Sağlıkla veya sağlıklı yaşam ile ilgili sorunlar, sıkıntılar yaşayan kişilere  ve/ya kişi yakınlarına yapılan bir danışmanlık programıdır. Sağlık Danışanlığı,  kişilerin hastalık veya sağlıkla ilgili sorunları yerine yaşamlarına pozitif  odaklanmalarını, hastalıklarıyla en iyi şekilde yüzleşip üstesinden gelmelerini,  hayatlarındaki amaç ve hedeflerine en etkin şekilde yönelmelerini ve endişe,  korku gibi iç engelleri aşmalarını hedef alır. Sağlık Danışmanı, sağlık  sorunları olan kişilerin aile ve yakınlarına destek vermek ve sağlıkla ilgili  sorun/sıkıntı yaşayan kişiyi en iyi şekilde motive etmelerini sağlamak için  çalışır.&lt;br /&gt;Sağlık Danışmanlığı kişinin ‘Zihin ve Beden’ arasındaki dengeyi  kurup fiziksel- duygusal ve düşünsel çatışmalarını en aza indirmesini amaçlar,  pozitif bakış açısını sürekli olarak korumaları için destek verir.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Sağlık Danışmanlığından Kimler yaralanabilir?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Önemli-  ağır bir hastalık yaşayanlar.&lt;br /&gt;2. Sağlıkları ile ilgili negatif düşüncelere  kapılanlar.&lt;br /&gt;3. Duygusal açıdan kriz yaşayanlar&lt;br /&gt;4. Sağlık sorunları  yaşamalarına rağmen, hayatlarının akışını sürdürmek isteyenler.&lt;br /&gt;5. Dengeli  beslenme, spor ve yaşam alışkanlıkları kazanmak isteyenler.&lt;br /&gt;6. Hasta- sağlık  sorunu yaşayan kişilerin yakınları&lt;br /&gt;7. Zihin ve beden dengesini en iyi şekilde  kurmak isteyenler.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;Sağlık Danışmanlığı Ne Kazandırır?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;1. Endişe, korku,  stres gibi iç engellerin aşılmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;2. Yaşam kalitesini ve  tatminini arttırır.&lt;br /&gt;3. Negatif düşünceler ile baş etmeye yardımcı olur.&lt;br /&gt;4.  Kişilerin hayatlarında motivasyon ve performasyon artışı sağlar.&lt;br /&gt;5. Hastalık  psikolojisinden uzaklaştırıp huzurlu hayat ile kucaklaştırır. &lt;script&gt;&lt;!-- D(["mb","&lt;br /&gt; 6. Düzenli, pozitif bir yaşam dengesi kurdurur.&lt;br /&gt; 7. Kişilerin değerler ve inançları ile bütünleştirir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;a target="_blank" href="http://www.nisanpsiko.com"&gt;http://www.nisanpsiko.com&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;br /&gt;Kaynak: &lt;a href="http://www.saglikbilgisi.gen.tr/saglik-danismanligi.html" title="Sağlık Danışmanlığı" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;Sağlık Danışmanlığı&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h2&gt;Bu yaz&amp;#305; &lt;b&gt;202&lt;/b&gt; kez okunmu&amp;#351;&lt;/h2&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;center&gt;&lt;script type="text/javascript"&gt;&lt;!-- google_ad_client = "pub-1333625522317008"; google_ad_width = 468; google_ad_height = 60; google_ad_format = "468x60_as"; google_ad_type = "text_image"; //2007-09-01: sgentr-alt google_ad_channel = "7708680582"; google_color_border = "FFFFFF"; google_color_bg = "FFFFFF"; google_color_link = "CC0000"; google_color_text = "0066CC"; google_color_url = "008000"; google_ui_features = "rc:10"; //--&gt; &lt;/script&gt;  &lt;script src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type="text/javascript"&gt; &lt;/script&gt;  &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-8467342143495048111?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/8467342143495048111/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=8467342143495048111' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/8467342143495048111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/8467342143495048111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/salk-danman.html' title='Sağlık Danışmanı'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-272389535633219353</id><published>2008-04-12T06:42:00.000-07:00</published><updated>2008-04-12T06:46:01.865-07:00</updated><title type='text'>Cilt Kırışıklığını Giderici</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Pelin otu suda demlenerek süzülür.Elde edilen posasına  badem yağı karıştırılarak krem kıvamına gelinceye kadar yoğrulur.Hazırlanan bu  krem yatmadan önce cilde sürülür.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Papatya ve gelincik havanda dövülerek ezilir.Elde edilen  karışım zeytinyağı ilavesiyle pomat kıvamına gelinceye kadar yoğrulur.Hazırlanan  bu pomattan tedavi süresince cilde sürülür.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hercai menekş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;e suda demlendikten sonra bir t&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lbentle s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r. Elde edilen posaya, krem k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;vam&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;na gelinceye kadar zeytinya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; ve badem ya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; il&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;â&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve edilerek yo&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;rulur. Haz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;rlanan kremden cildin k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ışı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;k b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;lgelerine s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Sı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;larak elde edilen hercai  menek&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;e suyuna bal  il&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;â&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ve edilerek  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;urup  k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ıvamına&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; gelinceye  kadar kar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ış&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;t&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;r.  Haz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;rlanan  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;uruptan yemek  aras&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; bir fincan  i&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;ilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-272389535633219353?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/272389535633219353/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=272389535633219353' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/272389535633219353'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/272389535633219353'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/cilt-krkln-giderici.html' title='Cilt Kırışıklığını Giderici'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-4572478834338722658</id><published>2008-04-12T06:41:00.002-07:00</published><updated>2008-04-12T06:42:01.474-07:00</updated><title type='text'>Ergenlik Sivilceleri</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Papatya, pırasa suyunda kaynatılır. Süzülerek elde edilen  posası şahtere otu ilâvesiyle pomat kıvamına gelinceye kadar badem yağı île  yoğrulur. Hazırlan pomattan sivilceli bölgeye sürülür.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Nar kabuğu sirke ile birlikte kaynatılır. Elde edilen sıvı  gül suyu ile karıştırılır.Bu karışıma batırılan temiz bir pamukla sivilceli  bölgeye pansuman yapılır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Gül, şahtere otu ve papatya sirkeli suda kaynatılır.  Süzülerek elde edilen posası, krem kıvamına gelinceye kadar dövülmüş nar kabuğu  ilâvesiyle yoç Hazırlanan krem, badem yağı ile yumuşatılarak sivilceli bölgeye  sürülür.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Şahtere otu kaynar suda yarım saat bekletilir. Elde edilen  sıvı tülbentle dükten sonra badem yağı ile karıştırılır. Hazırlanan bu karışımla  sivilceli be kompres yapılır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;&lt;strong&gt;*&lt;/strong&gt;Ergenlik sivilceleri için Aslanpençesi de çok etkili bir  bitkidir. Bu bitkinin haşlaması deri için tonik, yumuşatıcı ve  iyileştiricidir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-4572478834338722658?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/4572478834338722658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=4572478834338722658' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4572478834338722658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4572478834338722658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/ergenlik-sivilceleri.html' title='Ergenlik Sivilceleri'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-9087846073461955661.post-4825946641432693600</id><published>2008-04-12T06:41:00.001-07:00</published><updated>2008-04-12T06:41:38.776-07:00</updated><title type='text'>Yumurtasız kahvaltı sofrası kalmasın</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;YUM-BİR (Yumurta Üreticileri Merkez Birliği), “Kıran Kazanır” kampanyası ile  kamuoyunu yumurtanın faydaları hakkında bilinçlendirmeye devam ediyor. Kampanya  boyunca araştırmaları ile Yum-Bir’e proje bilimsel danışmanlığı yapan Hacettepe  Üni. Sağlık Bilimleri Fak. Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Prof. Dr. Neslişah  Rakıcıoğlu, sabah kahvaltısında yumurta tüketmenin önemini anlattı.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu sabah kahvaltısında yumurta tüketilmesinin,  dikkati artırdığını ve öğlen saatlerine kadar kişinin kendini tok hissetmesini  sağladığını belirtti. Özellikle hızlı büyüme ve gelişme dönemindeki çocukların  bilişsel performansları, öğrenme düzeyleri ve gelişimleri üzerindeki olumlu  etkileri sebebiyle kahvaltılarında yumurtanın eksik olmaması gerektiğini  söyledi.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Son yıllarda yapılan birçok çalışmada, kahvaltının okul çağı çocuklarında  bilişsel performans ve öğrenme düzeyleri üzerine olan etkilerinin incelendiğini  belirten Rakıcıoğlu, çalışmaların sonuçlarına göre, düzenli kahvaltı yapan  yetişkinlerde ruhsal durum, hafıza ve mental işlevlerinin, çocuklarda ise okul  performanslarının (okula devam etme, öğrenme kapasitesi, eğitilebilirlik durumu)  daha iyi olduğuna dikkat çekti. Rakıcıoğlu, öğün atlamayan, sabah kahvaltı yapma  alışkanlığı olan bireylerin uzun dönemde beslenme düzeyi ve sağlık durumlarında  gelişim gözlemlendiğini söyledi.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Yumurta diyet programlarında da gönül rahatlığıyla tercih edilebilir…&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Prof Dr. Neslişah Rakıcıoğlu’nun açıklamalarına göre; kahvaltıda glisemik  indeksi düşük ve orta olan besinlerin tercih edilmesi öğlene kadar olan dönemde  kişinin kendisini tok hissetmesini sağlıyor. Kahvaltıda karbonhidrat kaynağı  olarak yulaflı ürünler, tam tahıl unundan kepekli ekmekler gibi düşük glisemik  indeksli besinlerin tüketilmesi kan şekeri düzeyinde uzun dönemde hafif bir  artışa neden olur. Sabah kahvaltısına eklenen bir yumurta, yüksek protein  içeriği sayesinde insülin yanıtını artırır.&lt;/p&gt; &lt;p style="font-family: verdana; font-weight: bold;"&gt;Düşük glisemik indeks içerikli bir kahvaltı sonrasında, öğle yemeğinde enerji  alımının daha düşük olduğu görülmüştür. Yine hafif şişman ve şişman  yetişkinlerde yumurtanın yer aldığı bir kahvaltının tüketilmesi öğle öğünü ve  gün içerisinde daha az enerji alımını sağlamıştır. Ağırlık kaybı programlarında,  öğündeki karbonhidratlı besinlerin azaltılması ve yüksek kaliteli protein  düzeyinin artırılması ile vücut kompozisyonunda olumlu değişikliklerin  sağlanabileceği bildirilmiştir. Bu nedenle sabah kahvaltısında yumurta  tüketilmesinin vücut ağırlığını kontrol uygulamalarında yararlı olabilecektir.  Kahvaltı içeriğinin geliştirilmesinin şişmanlığa neden olacağı konusunda bir  kanıt olmamakla birlikte, sabah kahvaltısını atlayan çocukların daha şişman  oldukları saptanmıştır. Kahvaltı yapılması ve ağırlık kontrolü arasındaki  ilişkide fiziksel aktivite yapma durumunun da etkili olabileceği  düşünülmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/9087846073461955661-4825946641432693600?l=tr-saglikmerkezi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/feeds/4825946641432693600/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=9087846073461955661&amp;postID=4825946641432693600' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4825946641432693600'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/9087846073461955661/posts/default/4825946641432693600'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tr-saglikmerkezi.blogspot.com/2008/04/yumurtasz-kahvalt-sofras-kalmasn.html' title='Yumurtasız kahvaltı sofrası kalmasın'/><author><name>Admin</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07344756587931762813</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
