30 Ocak 2012 Pazartesi
medyumlar
20 Ağustos 2008 Çarşamba
Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz
Güney Kaliforniya Üniversitesi doktorlarından ve mucidi olduğu Revivogen adlı losyonla birçok Hollywood yıldızının saç dökülmesi sorununa çare bulan ünlü dermatolog Dr. Alex Khadavi, saç dökülmesinin %95’inin genetik olduğunu belirtti.
Özel Bir Teknolojiyle Saç Köklerine İnmeyi Başardılar
Genetik kaynaklı saç dökülmeleri için özel olarak Revivogen saç bakım losyonunu ürettiklerini belirten Khadavi ve ekibi, piyasada çare olarak sunulan ve her yıl milyonlarca dolar akıtılan birçok ürünün saç diplerine inmede başarısız oldukları için soruna çare olamadığını belirtiyor. Kullandıkları özel lipozomal teknolojisi sayesinde Revivogen’i saç köküne kadar ulaştırmayı başardıklarını belirten Khadavi, “böylece saçı tekrar uzaması için uyarıyoruz” diye konuştu. Yaptıkları araştırmalarda saç dökülmesini durdurduklarını ve saç miktarını %88’e varan oranlarda artırmayı başardıklarını da belirten ünlü dermatolog, kullandıkları yöntemin dünyada saç dökülmesi problemi yaşayan yüz binlerce insanın umudu olduğunu belirtiyor.
Dengesiz Beslenme Saç Dökülmesine Yol Açmıyor
Stres, yetersiz beslenme ve mevsimsel değişimlerin saç dökülmesine neden olmadığını da belirten Dr. Khadavi, “Dengesiz beslenme saç dökülmesine yol açsaydı sokakta yaşamak zorunda kalan evsizlerin öncelikle saçlarının dökülmesi gerekirdi. Hâlbuki hepsinin çok uzun ve gür saçları var” dedi.
Saç Dökülmesi İle İlgili Yanlış Bildiklerimiz;
Hollywood starlarının doktoru olarak da bilinen Dr. Khadavi, halk arasında saç dökülmesi ile ilgili yanlış bilinenlere de açıklık getirdi.
- Jöle kullanmak saç dökmüyor. Sadece saçın yıpranmasına neden oluyor.- Mevsimsel saç dökülmesi diye bir şey yok.
- Yetersiz beslenme kel almaya neden olmuyor.
- Şapka kullanmanın saç dökülmesi ile ilgili hiçbir ilgisi yok
- Saç dökülmesinin neden %95 oranında genetik. Bu gen babadan olduğu kadar anneden de çocuğa geçebiliyor.
- Saç dökülmesi %5 oranında kullanılan ağır ilaçlara, yaşanılan çok ağır depresyonlara bağlı. Bu tür saç dökülmesinde de saç tekrar çıkabiliyor.
Islak Mayo İle Oturmayın
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Turgut, ıslak mayoyla vakit geçirilmesi durumunda, özellikle kadın ve çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu meydana gelebildiğini bildirdi.
Prof. Dr. Turgut, sıcak havalarda serinlemek ve yüzmek arzusuyla akın edilen havuzların bulaşıcı hastalıklar açısından tehlikeli olabildiğini belirterek, "Su sirkülasyonu iyi olmayan ve iyi dezenfekte edilmeyen havuzlara girilmesi sonucu hepatit A ve E, giardia, criptosporidium, leptospira, koli basili, paratifo, tifo ve dizanteri gibi ateşli ishal yapan mikroplarla karşılaşılabilmektedir. Cilt enfeksiyonları, göz ve mantar hastalıkları da havuzdan bulaşanlar arasındadır" dedi.
Islak mayoların da tehlikeli olabildiğini ifade eden Turgut, "Islak mayoyla vakit geçirilmesi sonrası özelliklerle kadınlarda ve çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu daha fazla gelişebilmektedir" diye konuştu.
Havuzda suyun asit oranına göre yeterli klor olması halinde bakterilerin diğer insanlara bulaşmadan öldüğünü aktaran Turgut, "Havuzlarda özellikle küçük çocuklar ve duyarsız kişiler sebebiyle dışkı ve idrar yoluyla aşırı kirlilik oluştuysa, klor da yeterli olmayacağı için boşaltılıp içinin iyice temizlenmesi gerekmektedir. Bu tehlikelere karşı, havuza gireceklerin dikkat etmesi gereken tutum ve davranışlar vardır. Öncelikle şahsi bakımlarını iyi yapmaları, havuz suyunun klor konsantrasyonu ve asit (Ph) değerinin günlük ölçümünü sormaları ve uygun ölçülerde, kontrollü havuzlara girmeleri, girerken kurallara uyarak diğer kişileri de düşünerek sorumlu davranmaları önerilmektedir" şeklinde konuştu.
İlaçları Meyve Suyuyla İçmek Cok Tehlikelidir
Kanadalı bilim adamlarının yaptığı araştırma, portakal, greyfurt ve elma suyu ile içilen kanser, kalp damar, yüksek tansiyon ilaçları ile bazı antibiyotiklerin etkisinin büyük oranda azalabileceğini gösterdi.
Kanada'nın Western Ontario Üniversitesi'nden David Bailey ve ekibi, önce meyve sularının etkilerini alerji ilacı kullanan sağlıklı bir grup üzerinde araştırdı.
Katılımcıların bazıları feksofenadin ilacını suyla diğerleriyse greyfurt suyu ile aldı. Greyfurt suyu ile alınan ilaç yarı dozda, suyla alınan ilaçsa tamamen vücut tarafından emildi.
Yapılan klinik deney greyfurtta bulunan narinjin maddesinin bu ilaçların vücut tarafından emilmesini engellediğini, ayrıca greyfurt suyunun kolesterol ilaçları gibi ilaçların emilmesini sağlayan CYP3A4 enzimini engelleyerek etkiyi azalttığını ve hatta ilacı zehirli hale getirebileceğini gösterdi.
Araştırmacılar, kanser, kalp-damar hastalıkları, enfeksiyonlar ve organ naklinin ardından vücudun organı reddetmemesi için alınan ilaçlarla bu meyve sularının içilmemesi gerektiğini vurguladılar.
Bailey'nin yaklaşık 20 sene önce yaptığı araştırma, greyfurt suyu içmenin ya da meyvenin kendisini yemenin yüksek tansiyon ilacı felodipinin yan etkilerini tehlikeli biçimde artırabileceğini ortaya koymuştu.
Başka araştırmalar da yaklaşık 50 ilacın greyfurtla alındığında benzer sonuçlar doğurabileceğini göstermişti. Bugün bu 50 kadar ilacın üzerinde greyfurtun tehlikeli etkisine karşı uyarı bulunuyor.
Klinik deneyin sonuçları, "Amerikan Kimya Derneği"nin Philadelphia'daki konferansında sunuldu.
3 Mayıs 2008 Cumartesi
12 Nisan 2008 Cumartesi
Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var mı?
Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir. Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur.
Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır?
Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir.
Tedavi İle Astımdan Kurtulabilir miyim?
Tedavi ile astımlıları normal yaşamlarına döndürmek mümkündür. Özellikle çocuklukta şikayetleri başlayan astımlıların bir kısmında, hastalık erişkin yaşlarda tamamen iyileşebilmektedir. Ancak daha sıklıkla, hastalar hastalıkları ile birlikte yaşamakta; kendilerine önerilen tedavi ve tavsiyelere uydukları oranda önemli bir yakınmaları olmamakla birlikte tedaviyi kestiklerinde bir süre sonra daha hafif olarak yeniden şikayetleri başlamaktadırlar. Nasıl ki yüksek tansiyonu olan bir hasta tuzsuz diyete uyup, ilaçlarını aksatmaksızın aldıkça tansiyonu yükselmemekte ancak, bunlara dikkat etmediğinde tansiyonu nasıl yükselmekteyse astımlılar için de durum benzerdir.
Astım Tedavim Ne Kadar Sürecek?
Bu soruya herkes için geçerli bir cevap vermek mümkün değildir. Tedaviyle hastalık kontrol altına alındıktan sonra tedavi yavaş yavaş, basamak şeklinde giderek azaltılır ve bazen tamamen kesilebilir. Kesildikten bir müddet sonra şikayetler yeniden başlarsa tedaviye tekrar başlanmalıdır. Bazen ise uzun yıllar, yada devamlı olarak ilaç kullanmak gerekebilir.
Astım Nasıl Tedavi Edilir?
Astım, hasta hekim ve hasta yakınlarının (anne, baba, eş ve öğretmen gibi) işbirliği ile tedavi edilebilir. Bu işbirliği olmaksızın sadece doğru ilaçların reçete edilmesiyle hastalık tedavi edilemez. Tedavi uzun sürelidir. Hasta hekimine güven duymalı, tavsiyelerine uymalı, ilaçlarını usulüne uygun şekilde kullanmalı, düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, sorunu olduğuna hekimine kolayca ulaşabilmelidir. Hastanın mutlaka konunun uzmanı bir hekimin kontrolünde olması gereklidir. Hastalık yok hasta vardır özdeyişi astım için daha fazla geçerlidir. Sonuç almak için astımı bildiği kadar hastasını da tanıyan, mesleğini, ev ve işyeri koşullarını, almakta olduğu tedaviyi, hastanın geçmişte yaşadıklarını, önceki tedavileri ve bunlara alınan cevapları, hastanın hangi ilaçlara hangi dozlarda ne oranda yanıt verdiğini bilen bir hekimin desteğine ihtiyaç vardır.
Hasta ve Yakınlarının Tedavideki İşbirliği Nasıl Sağlanır?
Bu hekimin hastasını eğitmesiyle elde edilebilir. Hasta eğitimi sadece hastalık hakkında bilgi vermekten ibaret olmayıp, hastanın hastalığı ile baş edebilmesi için gerekli her türlü bilgi, beceri ve cesarete sahip kılınması sürecidir. Bu süreç belirli bir zaman dilimi içinde tamamlanmış olmaz. Aksine hasta ile hekimin her görüşmesinde ilerleyen, gelişen bir olaydır.
Astımlı Hasta Hangi Konularda Eğitilmelidir?
Astım nasıl bir hastalıktır? Tetik faktörler nelerdir ve bunlardan nasıl korunulabilir? Kriz anında ne yapması gerekir? Hangi ilaçları, nasıl, hangi aralıklarla, ne kadar süreyle kullanması gerekecektir? Ne zaman kontrollere gelecektir? Ne zaman hekimini aramalıdır? Sprey ilaçları nasıl kullanacaktır? Pefmetreyi nasıl kullanacaktır? Çalışabilir mi?, Spor yapabilir mi?, Gebe kalabilir mi? Tüm bu konularda hem bilgilendirilmeli hem de uygulamalar ile beceri kazandırılmalıdır. Hastanın hastalığına rağmen normal bir yaşam sürebileceği, krizleri önleyebileceği ve tedavi edebileceği, hastalığı dolayısıyla bireysel amaçlarından vazgeçmemesi gerektiği konularında ise cesaretlendirilmelidir.
Tedavi ile Şikayetlerimin Geçmesi Yeterli midir?
Her ne kadar hastalar sadece şikayetlerinden kurtulmayı amaçlarlarsa da tedaviden amaç bundan ibaret değildir. Yakınmaları giderip hastayı rahatlatan ancak, hastalığı tedavi etmeyen, ilerlemesini durdurmayan, hastanın akciğer fonksiyonlarını normale getirmeyen ve doğal, aktif yaşamına geri döndürmeyen bir tedavi hastaya fayda değil aksine zarar vermiş olur. Çünkü yakınmaları giderdiği için hasta kendini iyi olmuş hisseder ve çare aramayı bırakır, doğru tedaviye başlamak için zaman kaybetmiş olur.
Astımımı Hangi İlaçlarla Tedavi Edebilirim?
Bu sorunuza ancak hekiminiz karar verebilir. Hatta bu sorunuzun doğru cevabını bulmak için hekiminizin sizi muayene edip bir kaç kez kontrollerde sonucu gözlemesi gerekebilir. Sizin için en uygun tedaviyi bulmak zaman alabilir. İlk muayene ve kontrolde yeterli sonuç alınmayabilir. Bir astımlı hastaya verilen tedavi sizin için yetersiz, fazla veya zararlı olabilir.
Astımlı Komşumun Veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir Miyim?
Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir.
Kaç Türlü Astım Vardır?
Astımlı hastalar hafif-gelip geçici, hafif inatçı, orta ve ağır astım şeklinde dört gruba ayrılır. Her bir grup için önerilen tedavi ayrıdır. Bunlardan başka hastalarda: mevsim astması, meslek astması, egzersiz astımı, ilaç astması gibi nispeten farklı tedavi yaklaşımları gerektiren tablolar söz konusu olabilir.
Sprey İlaçları Kullanmak Zorunda mıyım?
Sprey türü ilaçlar astım tedavisinde tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Nefes yoluyla hap, şurup veya enjeksiyon şeklindeki uygulamalara göre daha az miktarda ilaç kullanarak daha güçlü etki elde edilebilir ve aynı zamanda ilaçların istenmeyen yan etkilerinden kaçınmak mümkündür. Çünkü, sprey şeklinde kullanılan ilaç sadece hastalığın yerleştiği solunum yollarına ulaşır ve etkisini burada gösterir iken; ağızdan veya enjeksiyon şeklinde verilen ilaç, tüm vücuda dağılıp her yerde ve dolayısıyla etkili olması istenmeyen organlarda da (kalp, böbrek vb) etkileri görülebilir. Üstelik sprey türü ilaçların etkileri alındıktan sonra dakikalar içerisinde hemen başlamakta iken; ağızdan veya enjeksiyonla verilen ilaçların etkilerinin gözlenmesi için saatler geçmesi gerekir.
Sprey İlaçların Alışkanlık Yaptığı, Ciğerleri Kuruttuğu Doğrumudur?
Hayır. Bilakis hemen yukarıda belirtildiği gibi bu ilaçların istenmeyen yan etkileri, aynı ilaçların ağızdan alınan veya enjeksiyon şeklindeki formlarına göre çok daha azdır. Çok daha güvenli ilaçlardır. Bu ilaçların bağımlılık anlamında alışkanlık yapması söz konusu değildir.
Sprey İlaçlar Güvenli midirler?
Evet. Tüm dünyada uzun yıllardır çok yaygın olarak kullanıla gelmiş ilaçlardır. Bebek, çocuk ve yaşlılar, gebeler, kalp, karaciğer ve böbrek hastaları gibi ilaçların yan etkilerine daha duyarlı kişilerde -yan etkileri az olduğu için- bilhassa tercih edilmesi gereken formlardır.
Nefes Yoluyla Alınan Toz Şeklindeki İlaçlar ile Sprey İlaçlar Arasında ne Fark Vardır?
Nefes alma sırasında ilacın solunum yollarına ulaştırılması esasına dayanan üç türlü İlaç uygulama formu vardır. Bunlar: ölçülü doz spreyler, kuru toz inhalatörler ve nebülizör formlarıdır. Her üçü esasta aynı olmasına karşılık, birbirlerinden bazı küçük farklılıkları da söz konusudur. Kuru toz inhalatörler sprey ilaçlardan farklı olarak itici gaz içermezler, ozon tabakasına zararlıtarafları yoktur. İlaç dışı madde içermediklerinden allerjik ve irritatif yan etkilere rastlanmaz. Kullanımları daha kolay olup sprey ilaçları kullanamayanlarda tercih edilirler.